22nd Nis2013

Burcu Kara: Ne yaptımsa selülitim geçmedi

by imdatselulit.com

 burcu karaSelülit sorununuz var mı?

Selülitsiz kadına kadın demem (gülüyor). Türk kadını olup da selülitsiz olanını görmedim. Benim de var. Bunun için bir süre çay ve kahve içmedim, değişiklik olmadı. Kremler de denedim, başarılı olamadım. Sonra da selülitlerimle barışmaya ve onlarla yaşamaya karar verdim. Çözümü var mı bilmiyorum. Genetik bir sorun herhalde.

Spor yapıyor musunuz? 

Tezcanlı olduğum için disipline giremiyorum. İşte çok disiplinliyimdir ama spor konusunda programa uyamıyorum. Bir kere uyguluyorum, ikincide bırakıyorum. Her yıl spor salonuna yazılıp üzülmek yerine artık beni mutlu eden şeyleri yapıyorum. Bunlar arasında squash ve partner bulabilirsem tenis yer alıyor. İki yıldır at biniyorum. At binmek kilo verdiren bir spor, özellikle kadınlar için uygun.

(17.11.2012 tarihli Cumartesi Postası’ndan alınmıştır.)

30th Haz2012

Selülit şikâyeti

by imdatselulit.com

ABD’li reality şov yıldızı Kim Kardashian, vücudundan memnun olmadığını söyledi.

Erkek dergisi FHM’in bu yılki “dünyanın en seksi 100 kadın” listesine giren 31 yaşındaki Kardashian, ITV1 kanalında yayınlanan sabah şovunda yaptığı açıklamada, “Mükemmeliyetçi biriyim, Hâlâ biraz selülitlerim var” itirafında bulundu. Kardashian’ın bir dergide yayınlanan photoshoplu ve photosopsuz fotoğraflarını yanda görebilirsiniz. Bacaklarının üst bölümünde az da olsa selülit gerçekten var.

 

30th Haz2012

Nebahat Çehre: Selülit yaşta değil baştadır

by imdatselulit.com

Usta oyuncu Nebahat Çehre, komedyen Cem Yılmaz’ın kendisine taktığı “Benjamin Button” lakabının hakkını verdi. Bodrum’da denize girerken objektiflere takılan Çehre, giydiği siyah bikinisiyle iskelede yürürken tüm gözleri üzerinde topladı, gazetecilerden saklanma gereği bile duymadı.

Ünlü aktrisin; 68 yaşında olmasına rağmen vücudu twitter’da da herkesten övgü dolu yorumlar aldı, az da olsa selülitleri kimsenin kafasına takılmadı.

Oyuncu; gençlik sırrını şöyle açıklıyor: “Kendin için hep iyi olanı iste. Kahvaltı dışında ekmek ve diğer hamur işlerini tüketme. Sigara içme. Kırmızı et değil, balık tüket. Öğün aralarında salata ya da meyve ye. Yüzünü temizlemeden yatma. Kendini sev, seni sevenlerle ol. Günde 2 litre su iç. 19.00’dan sonra bir şey yeme. Saçına, cildine özen göster. Güzel kok.”

30th Haz2012

Seren Serengil’de de selülit varmış!

by imdatselulit.com

 

Ünlülerin selülitli fotoğrafları hakkında konuşan Seren Serengil, “Selülit herkeste vardır. İnsanlar kilo alır, verir. Bu normal bir şey; hastalık değil ki. Bende de selülit vardır. Dünya starlarında da vardır” diye konuştu.

internethaber

 

30th Haz2012

Kendimi selülitsiz reddediyorum

by imdatselulit.com

Şarkıcı Yıldız Tilbe, son günlerdeki selülit tartışmalarına tepki olarak twitter’daki sayfasında bikini fotoğraflarını takipçileriyle paylaşarak, herkesi şaşırttı. Kıbrıs’ta tatilini geçiren ünlü şarkıcı, uyanır uyanmaz güne, yatağının üzerinde geceliğiyle çektiği fotoğrafını paylaşarak başladı. Tilbe, yüzmek için havuza gitmeden önce giydiği bikininisin kendisine yakışıp yakışmadığını takipçilerine sorduktan sonra, son günlerdeki selülit tartışmalarına dahil oldu. Selülitsiz kadın olamayacağını belirtip, konuya esprili bir şekilde yaklaşan Tilbe’nin “Azıcık yandım henüz süt gibiyim. Akıllı erkeklerin kel olması gibi akıllı kadınlar da selülitli olurmuş yakında estetikle selülit yapcaklarmış. Bikinimi giydim. Yarın bikinili fotolarımı paylaşacağım öbürgün de mayolu. Selülitsiz kadın mı olurmuş. Selülitsiz reddediyorum kendimi. Çocuklarda bile oluyor selülit doğal birşey. Yarın sırf arka bacaklarımı çekeceğim henüz selülit komasına girmediniz. Açılııın” diye yazdığı satırları, hayranlarının beğenisini kazandı.

Milliyet

22nd Haz2012

Oya Aydoğan’dan selülit yorumu

by imdatselulit.com

Gülben Ergen ve Hülya Avşar’ın bugüne kadar ki tüm selülit açıklamaları ve görüntülerine , Oya Aydoğan, Selahattin Taşdöğen’den yorum ve yanıtlar;
Gülşen, Sevim Emre’de bikini giymesin!

22nd Haz2012

Gülben Ergen selülitleri ile ilgili açıklamayı Ayşe Arman’a yaptı

by imdatselulit.com

Gelelim selülit meselesine…

– Gelelim… Annemin yazlığındayız. Atlas’la sabah uyandık. 5 yaş, artık bunların adam oldukları, sohbet edebildikleri bir yaş ya, şahane bir kahvaltı ve sohbet… Sonra bakkaldan GS deniz yatağı aldık, şişirdik, beraber denize gireceğiz. O arada kumdan kale yaptık. “Kaleler bizi bekleyin denize girip geliyoruz!” dedik. Saat 8’i yirmi filan geçiyor. Girdik yüzdük…

 

Orası evinizin önü mü?

– Yok ya, halk plajı! Altas’ın arkadaşları filan var, orada hayat var, beş yıldızlı otel muhabbeti değil. Birazdan anneanne ıspanaklı börek filan getirecek o muhabbet! Asistanım Nilay dedi ki, “Gazeteciler buradalar, görüntü aldılar!” Aklıma bile gelmedi sabahın köründe sotalanıp çekebilecekleri, bir de neyi çekiyorsun, oğlumla yüzüyorum. Plaj elbisemi giydim, Nilay’a “Gelsinler, konuşalım” dedim. Geldiler, bir sürü soru sordular, “Madonna şöyle miydi, böyle miydi?” hepsini cevapladım. Dedim ki, “Tamam mı arkadaşlar, bitti mi, anne evindeyim, oğlumun yanına gidiyorum, iyi tatiller, iyi tatiller.” Bu kadar! Nasıl da naziktiler…

 

Ben manken değilim

Meğer daha önce çekmişler!

– Evet.

 

Ne hissettin o fotoğrafları görünce…

– (Gülüyor) “Eyvah!” dedim, “Mezoterapiye mi gitsem! Nasıl kurtarsam kendimi bu portakal kabuklarından!” Dalga geçiyorum, çok da üstünde durmadım. Ama iş o kadar büyüdü ki…

 

Sen istersen iki ay sonra incecik de olursun, zaten pek bir fazlan da yok…

– Ben manken değilim. Ama beni sahnede gördüğün zaman şahane olabilirim. Giyinikken! Onların gösterdikleri yeri, ben hiçbir yerde sergilemiyorum. Orası, benim “sergi alanım” değil. Benim beynim sergi alanım, sesim, sahnem, bilgim… Kadınlara bir sabah kuşağı programı yapıyorum, anaokulları açıyorum. Ben başka şeylerle var oluyorum…

 

Onlar da seni en zayıf yerinden vurmaya çalışıyorlar…

– Ama başka kadınlara yapamıyorlar bunu. Sadece bu meslekteki kadınlara. Ben demiyorum ki, “Beni mayolu çekemezler, selülitlerimi yazamazlar!” Tabii ki yazarlar. Ama “Dehşet görüntüleri! Az sonra!” Ve o yuvarlağın, bedenimin hiç sergilemediğim bir yerine yaklaşması, orada donup kalması…  “Şok şok şok!!! Gülben Ergen’in bittiği an!” Ne bitmesi! Bütün selülitli kadınlar beni seviyor, yine beni sevenleri çoğalttılar! Beni her kırdıklarında ve üzdüklerinde ya da canımı yakmaya çalıştıklarında, hep sevenim çoğaldı. Çünkü kadının selüliti olur. Norveç mi burası, Danimarka mı? Biz bisiklete binerek büyümedik ki. Sabahları da somonla bilmem ne yemiyoruz. Tost yiyoruz, yengen yiyoruz! Menemene ekmek banıyoruz. Bu milletin kadınların bacağında, kıçında selülit var…

 

6 yıldır mayolu fotoğraf çektirmedim

“O da bize sürekli Nihat Odabaşı’nın çektiği taş fotoğrafları vermesin o zaman” diyenlere cevabın ne…

– 6 sene önceydi. Ayşe’ye (Özyılmazel) de yazdım bunu açıklama olarak. Yayınlamadı, canı sağ olsun. Hiç üşünmedim, baktım, çocuklarım doğduktan sonra havaya girip karnımı içeri çekip, korse giyip, mayolu fotoğraf çektirmiş miyim acaba diye. Hayır! Atlas’ın doğumundan önce Malezya’da çektirmişim. Sonra haddimi bilmişim çektirmemişim. Photoshop’latmamışım. Yollamamışım da. Bu arada nedir bu photoshop mavrası? Yaptırmayan mı var? Basına en çirkin resmini mi verirsin, en güzel mi? Tabii ki en güzelini! Ben de öyle yapıyorum, kötüleri ayıklayıp, en güzelini veriyorum. Dünyadaki bütün meşhurlar öyle yapıyor, Türkiye’dekiler de. Onu bırak, insanlar nüfus kâğıtlarına resim seçerken bile en güzelini seçiyorlar.

 

Peki Ayşe’nin yazısı? Haklı tarafları yok muydu?

– Ayşe, “Mayolu resimleri servis ederken iyi, çekerken mi kötü?” diyor. Söylüyorum, 6 yıl önce servis ettim, 6 yıldır etmedim. “Havluyu sarmayacaksın!” diyor. Çekildiğimi bile bilmiyordum ki! Bana haber vermeden çektiler, isteyerek çektirmedim. “O zaman denize girmeyeceksin!” diyor, “Güvenmeyeceksin!” Yok kardeşim, gireceğim! Ben çocuğumla orada oyun oynuyordum. Gireceğim! Yine gireceğim! İnşallah, iyi bir saate denk gelirim…

 

Körler sağırlar birbirini ağırlar

Peki “suyun gölgesi” lafları filan…

– Ben söylemedim, onları Hülya söylemiş…

 

Ama sen de Hülya Avşar’ın o meşhur fotoğraflarıyla ilgili, “İnşallah hamiledir!” demişsin…

– O bir espriydi. Doğruya doğru, içimize “yılan” kaçtığı zamanlar oluyor, kabul ediyorum söylememem gerekiyordu. Sadettin Saran’la en iyi zamanlarıydı, “İnşallah hamiledir!” dedim. Tamam bazen takılıyoruz birbirimize ama inan kötü bir niyet yoktu. Şeker bir tonlamayla söyledim bunu. 20 gündür selülitlerim konuşuluyor. “Benim bedenim, benim selülitlerim”e kadar geldi mesele. Bu da absürd bir durum…

 

Peki bu cümleyi sarf ettin mi: “Benim bedenim, benim selülitlerim… ”

– Hayır! Sadece, “Ne selülitmiş ki yıllardır konuşula konuşula bitmedi” dedim.

 

Helin de ablasının intikamını mı aldı…

– (Gülüyor) Körler sağırlar birbirini ağırlar! Olur böyle şeyler, gündemle ilgili konuşan çok olur…

 

“Kısa bir sürede eririm ben” filan mı diyorsun şimdi…

– Hayır, hiçbir şey demiyorum. Ruhumu iyileştirme derdindeyim, etimin içindeki portakal kabuklarını değil. Beni her gören, “Elma suyu içer misiniz?” demeye başladı. Komik. Öfkeli filan da değilim. Bu durumla eğleniyorum. Selülitlerimi azaltmak gibi bir derdim olmayacak. Ruhumu içeriden iyileştirmem lazım. Önce içerisini, sonra dışarısını…

 

Eski koca peki, bütün bu olan bitene o bir yorum yaptı mı?

– Hayır. O turnede… O hep turnede!

 

KİMSENİN SİZİ YARGILAMA HAKKI YOK

23 Nisan’da anaokulu açmaya gittiğimde, basın beni, “Kendi çocuklarınla değilsin! Onların gösterilerine gideceğine okul açmaya gidiyorsun” diye eleştirdi. Ben de, “Acaba yanlış bir şey mi yapıyorum?” diye pedagog Feriha Dildar’ı aradım, “Bugün 23 Nisan ve ben 06.45 uçağıyla Trabzon’a, oradan da Mardin’e gideceğim. Çocukların gösterisi var, kaçırıyorum” dedim, “Hata mı ediyorum?” O da, “Ne demek!” dedi “Siz zaten kendi çocuklarınız için bir bayramsınız! Elinizden gelen her şeyi yapıyorsunuz. Gidin başka çocukları sevindirin. Kimsenin sizi yargılama hakkı yok. Çocuklarınızın hep gösterileri olacak. Hep gideceksiniz zaten” dedi.

 

KADINLARIN KADERİ BU

Söylüyorum yorgunum. Neyle beslendiğimi ben de bilmiyorum. “Acaba çocuklarım mı?” diyorum, “Onlar mı bana devam gücü veriyor?” Çok da onlara abanmak istemiyorum, bir gün onlar da gidecek. Annemle sohbet ediyorum, “Kadınların kaderi bu!” diyor ekliyor, “Sen söyle dayını aradın mı, teyzeni aradın mı?” Sonra asistanım Nilay’a dönüyorum, elinde bir liste, “Şunlar şunlar aranacak, şunlar şunlar yapılacak Gülben Hanım!” Kafamda o kadar çok şey var ki, sabah programı tekrar başlayacak mı, evin kredisi ne olacak, 4 artı 4 artı 4 meselesi, çocukların okulu…

 

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/20807496.asp

14th Haz2012

Saba Tümer konuğu Yeliz ile bayanlardaki selülitleri yorumladı

by imdatselulit.com

14th Haz2012

İki erkek yazar selülit yüzünden kapıştı!

by imdatselulit.com

Can Dündar ve Cangiz Semercioğlu Gülben’in selülitleri için kağıştı. Önce Can dündar aşağıdaki yazıyı yazdı, sonra Cengiz Semercioğlu şu linkten okuyacağınız yazı ile yanıt verdi; http://imdatselulit.com/2012/06/gulben-mi-zuhal-mi/

İki erkek yazarı selülit için kapıştı… Buyrun selülitli düelloya;

Gülben Ergen ve selülit meselemiz

İnternetteki haberin başlığı şuydu: “İşte Gülben Ergen’in bittiği an… Dehşet görüntüler!”
“Hayırdır” demeye kalmadı, işin aslı anlaşıldı.
Gülben oğluyla tatile gitmiş. Magazincilere yakalanmış.
Onlar da acımamış, “Fazla kilolarıyla dikkati çekti. Selülitli vücudunu gizleyemedi” klişesini yapıştırmış.
“Dehşet görüntüleri” böylece ortaya çıkmış…
Gülben çok haklı bir tepki gösterdi:
“Ne selülitmiş; yıllardır haber değerini yitirmedi” dedi.
O bedenle 3 evlat dünyaya getirdiğini hatırlattı.
Kadın bedeninin bu denli acımasızca teşhirini, kadına şiddetin bir parçası olarak gördüğünü söyledi.
* * *
Gülben Ergen’in “Çocuklar Gülsün Diye” başlattığı okul yaptırma kampanyası sürecinde bürokrasiyle yaşadığı sorunları, okullara destek bulabilmek için nasıl çırpındığını biliyorum. O süreçte basından pek az ilgi görebilmişti.
Okul yaparken göremediği ilgiyi, tatil yaparken görmesinde, inşa edilen okullarının teşhir edilen selülitleri kadar ilgi çekmemesinde bir sorun yok mu sizce?
Cengiz Semercioğlu, “Dünyanın her yerinde yapılır bu tür haberler… Ünlü olmanın bedeli bu” diye savundu haberi…
Oysa Cengiz geçen yaz Zuhal Olcay için yapılan hakaretamiz selülit haberinde “Magazin gazeteciliğinden utandım” diyerek cesur bir çıkış yapmıştı.
Şimdi, “Habere değil, aşağılamaya karşıyım” diyor.
Birkaç noktada itirazımı dillendireceğim.
* * *
Bu tür haberlerde basit bir ölçütüm var:
“Popüler sanatçılar kadar kamuya mal olmuş Başbakan’ı, etkili bir bakanı veya eşlerini, patronumuzu ya da karısını gizlice selülitli veya göbekli görüntüleyip aynı üslupla ‘İşte bittiği an’ filan diye basabiliyor muyuz?”
Cevap “Hayır”sa, bütün bastığımız fotoğraflar çifte standart ürünüdür. Ahlaken sorunludur.
* * *
İkincisi:
Batı’da bu konularla “bulvar gazeteleri” ilgilenir. Selülitle ilgilenmeyenler, ciddi haber alabilecekleri gazeteleri okur.
Bizde bu ayrım büyük ölçüde ortadan kalktı. Birkaç gazete hariç hemen hemen “selülitsiz basın” kalmadı. Dolayısıyla “İlgilenmiyorsan başka gazete al” denebilecek zemin daraldı.
* * *
Üçüncüsü:
“Tüm dünyada var bu haberler”; doğru…
Ama iyi mi?
Bunu sorgulamayacak mıyız?
“Dünyada var” diye, üç doğum geçirmiş bir kadının bedenini magazin malzemesi yapma hoyratlığına karşı çıkmayacak mıyız?
Bir kısım estetisyenin, diyetisyenin, magazincinin, güzellik uzmanının, modacının bir ağızdan “mükemmel vücut, küçük popo, dik göğüs, baklava karın” diye şablon dayatmasının, buna uymayanların aşağılanmasının, çocukların okul çağında sıfır beden yarışına atılmasının, şişmana düşmanlığın ırkçılık boyutuna varmasının, balıketi vücutluların bile her yaz arifesi “Nasıl görüneceğim” bunalımına sokulmasının, “mazruf” zerrece önemsenmezken “zarf”ın bu kadar kutsanmasının medeniyete getirisini götürüsünü hesaplamayacak mıyız?
Kürtaj savunusunda “Beden benim” diye yürüyen kadınlar yakında selülitlerini göstere göstere “Bedenimi seviyorum” diye ayaklanırsa ve en önde Gülben, “Kadınlar gülsün diye” pankartı taşırsa hiç şaşmayalım.

http://gundem.milliyet.com.tr/gulben-ergen-ve-selulit-meselemiz/gundem/gundemyazardetay/14.06.2012/1553421/default.htm

14th Haz2012

Gülben mi, Zuhal mi?

by imdatselulit.com

Can Dündar’a bir soru: Gülben mi, Zuhal mi

Gülben Ergen’in selülitli fotoğraflarının çekilmesine yaptığı itirazı doğru bulmuyorum…

1- Ben üç çocuk annesiyim diyor…

2- Medya selülitlere gösterdiği ilgiyi Çocuklar Gülsün Diye projesine göstermedi diyor…

2’incisinden başlayayım; Bu asla doğru değil.

Medyanın en çok ilgi gösterdiği sosyal sorumluluk projelerinden biri oldu Çocuklar Gülsün Diye…

Ben kendi adıma yazdığım yazılar hariç, kalkıp Samsun’a bile gittim Gülben’le okul açılışına…

1’inci itirazına gelince;

“Üç çocuk annesiyim” söylemini kullanmak ajitasyondan başka bir şey değil.

Çocuğu olsun olmasın ünlülerinin selülitleri çekilir.

“Dünyada da bu işin kuralı bu”…

Ben bunu dedikçe kadın yazarlar itiraz ediyor bana…

Can Dündar da bugün Milliyet’te itiraz etti ve geçen yıl yazdığım bir yazıyı hatırlattı:

“Oysa Cengiz geçen yaz Zuhal Olcay için yapılan hakaretamiz selülit haberinde “Magazin gazeteciliğinden utandım” diyerek cesur bir çıkış yapmıştı.

Şimdi, ‘Habere değil, aşağılamaya karşıyım’ diyor”…

Can Dündar hatırlatınca geçen yaz Zuhal Olcay’la ilgili yazdığım yazıyı tekrar açıp okudum…

Aynen şunu yazmışım;

“Tamam, dünyanın her yerinde ünlü birinin bikinili yakalanması haberdir.

Kilo alması, selülitleri de haber olur…

Ancak bu görüntüleri alıp dalga geçmek, üzerine kafa bulan metinler yazmak, gazetecilik değildir”…

İşte yazı burada; Magazinden utandım

 

Peki Gülben için ne yazmışım;

“Ünlü olmanın bedeli bu.

Burada eleştirilmesi gereken selülitli fotoğrafın kullanılması değil, bunun nasıl sunulduğu…

Ünlülerin selülitli fotoğrafı kullanılır ama kimse dalga geçerek, aşağılayarak, kafa bularak yapmamalı bunu”…

Geçen yıl Zuhal Olcay için “Selülit torbası” demişler itiraz etmişim.

Bu yıl Gülben Ergen için “Dehşet görüntüleri” demişler itiraz etmişim.

Birbirine çok benzer yazılar yazmışım.

Dolayısıyla sevgili Can Dündar bir düzeltme yapmam lazım;

Ben ünlülerin selülitli fotoğrafları çekildiği için değil…

Onların sunuluş şekli nedeniyle magazinden utanıyorum.

 

Not: Bu arada çalıştığım için söylemiyorum ama Hürriyet ve Kelebek’i bu konuda ayrı bir yere koymak gerekiyor.

Biz bu tür selülit fotoğraflarını sadece veriyoruz.

Düz bir haberle, yorumlamadan…

Kadını asla aşağılamadan, kimseye hakaret etmeden…

Buna çok dikkat ediyoruz.

http://www.hurriyet.com.tr/magazin/magazinhatti/20760833.asp

Sayfalar:123»